İslam Pedofiliye İzin mi Veriyor? / Talak Suresi 4

Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır…”

mealindeki Talâk sûresinin 4. âyetini “henüz hayız görmemiş olanlar” olarak yorumlayanlar küçüklerin evlendirilebilmesi için bu ayeti delil getirirler.

TALAK anlam itibariyle boşama,boşanma demektir.
Ayet de evlilik ile ilgili DEĞİL boşanma ile ilgilidir.
(ÖNEMLİ NOKTA) Talak Suresi boşanmadan bahseder evlilikten değil.

ADET GÖREMEME (AMENORE) HASTALIĞI
1)Primer Amenore (doğuştan menopoz olmak/ hayat boyu hiç adet görmeme)
2)Sekonder Amenore(genç olduğu halde  erken yaşta menopoz olmak)

KISACA: 14 yaşına kadar meme büyümesi, tüylenme gibi sekonder seks karakterlerinin gelişmemesi veya 16 yaşına rağmen ilk adetin görülmemesi veya  normal adet gören kadında 3 SİKLUS BOYUNCA ADET OLMAMASI amenore olarak adlandırılır. Hayatında hiç adet görmemiş ise buna primer amenore, daha önceden düzenli adet gören kadında adetin kesilmesine de sekonder amenore adı verilir. Bir kadının adet görebilmesi için vücudundaki 4 kompartmanın düzenli çalışması gerekir.

Bir Sitedeki Kadınlar Arasındaki Konuşma Diyalogları

32 yaşındayım, doğuştan menopozluyum, ilaçla sağlanan geçici kanamalar dışında hayatım boyunca hiç adet olmadım.“

Arkadaşlar merhabalar benim eltim 11 yıllık evli 26 yaşında ve hiç adet görmemiş….

Hanımlar bende doğuştan Primer Amenoreyim..15 yaşında öğrendim.şu an 27 yaşında ve 2 yıllık evliyim eşim herşeyi bilerek evlendi benimle ve şimdi tedavi görüyoruz İstanbulda..Dr açıkçası pek umutvari konuşmadı ama biz yinede ALLAH’tan umudumuzu yitirmedik..2 ay önce adet görebilmek için içtiğim ilaçları bıraktırdı ve adet göremiyorum ilaçsız,beynim östrojen salgılamıyor..bu ayın 25’nde trasual kullanıcam adet söktürücü adet olursam hormon tahlili yapılacak ve testlerin sonucuna göre bir yol izlicez RABBIM hepimizin yardımcısı olsun..

Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır…”[Talak 4]

İslamda Evlilik İçin Nikah Çağına ermiş olması gerekir ve Rüşte/Olgunluğa erişmiş olması gerekir. [Bak. Nisa 6]

Talak suresi’nin 4. ayeti maalesef bazı kesimler tarafından istismar edilmektedir.
*Bu istismarcılardan bir kısmı müslüman’dır ve bunlar “adet görmemiş küçük kızlarla evlenmek bu ayete göre caizdir” fetvası vermektedirler. İslam Mezhepleri bir yorumdur ve artık mezheplerin İslam dışı saçmalıkları GÜN gibi ortadır. (Tevratta olup uygulanmayan ama Kuranda olmayıp uygulanan RECM cezası gibi!)

*İstismarcıların diğer bir kısmı ise ateist insanlardır ve bu ayete bakarak müslümanları “pedofili” yanlısı olarak tanımlamaktadır.

SONUÇ OLARAK: Cımbızla Talak 4’ü alıp Nisa 6’daki “nikah çağı,rüşt” kavramlarını görmezlikten  gelmek olacak şey değildir. Kuran bir bütündür ve tüm ayetlere bütüncül olarak bakmak gerekir. Ayrıca meal yazarlarımızın ve mezhep kurucularının tamamının erkek olması dolayısıyla meallere,tefsirlere erkek egemenliği ve mezhep taassbunun karışmadığı söylenemez.
Hz.Aişenin evlenme yaşı hakkında hadis rivayetlerinden[ablası Hz.Esmanın yaşına bakarak]  17yaş üstü falan olduğu söylenir.[9yaş hadis rivayeti zaten saçmalıktır ve Kurana, akla aykırıdır.]

Hz.Aişe ve Peygamberimizin Evliliği Hakkında Detaylı Bilgi:
https://tr-tr.facebook.com/notes/ismail-%C3%A7%C4%B1klaatl%C4%B1/dr-fatih-orum-hz-ay%C5%9Fenin-evlilik-ya%C5%9Fi-hakkinda/10205097387807668

 

Kur’an’a göre Güneş Suya Mı Batıyor? Zülkarneyn ve Güneşin Battığı Yer Kehf – 86

 

Kehf Suresi 86: ”Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu…”

ayetinin Kur’an’da dünyanın düz olduğu iddiasına örnek olarak getirildiğini birçok ateist sayfa ve kanalda görebilirsiniz.Bu iddianın cevabı çok kısa ve basittir.

İlk olarak anlaşılması gereken şey ayette Allah’ın değil Zülkarneyn’in gördüğü ve söylediği geçmektedir ki Zülkarneyn yanlış görmüş olabilir nesneleri.

İkinci olarak da ayette geçen balçığa batma ifadesi arapçada bir nesnenin suya batmasından bahsedilirken kullanılan kelime değildir. Ayetteki ”tagrubu” kelimesi güneşin suya batması olarak yani bir nesnenin suya batması olarak değil güneşin batması(gurub etmesi) olarak kullanılmaktadır.

Eğer ki güneşin FİZİKSEL olarak battığını söyleseydi bu kez Dehale, Gareke gibi kelimeler kullanılması gerekecekti.

İkinci bir iddia ise Zülkarneyn’in güneşin battığı yere ulaşmasını ifade eden ayettir. Burdan hareketle Kur’an’a göre dünyanın düz olduğu iddia edilmektedir.
Hattâ izâ belega magribeş şemsi vecedehâ tagrubu fî aynin hamietin ve vecede indehâ kavmâ(kavmen) –

Mağrib, Vecede ve Tagrubu kelimeleri kilit kelimelerdir Mağrib ve tagrubu kelimeleri zaten aynı kökten gelir. Eski Arapça’da bu kelimenin hem mekansal anlamı vardır hem de zamansal.
Mağrib kelimesinin anlamlarından biri ”Güneşin batış(gurub) VAKTİ”dir.

Detaylı yazıyı  okuyabilirsiniz ;
http://ateistlerecevap.com/sorucevap/kehf-suresinin-86.-ayetinde-gunesin-camurlu-suya-battigi-mi-soyleniyor-/3

Rüzgar Durursa Gemiler Gidemez mi?

İddia :
Şura 33 de Eğer Allah rüzgarı keserse gemiler hareket edemez diyor
Hani Kuran’ın evrenselliği Rüzgar olmasa da gemiler hareket edebilir!

Cevab :
İlk bi bahsi geçen ayete bakalım:

Eğer O (Allah), dilerse rüzgârı durdurur. O zaman (gemiler) onun üzerinde hareketsiz kalırlar. Muhakkak ki bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için mutlaka âyetler (ibretler) vardır. Şura 33

Olay tamamen arapça orjinal metninde geçen kelimeleri bilmemekde. Bir dil bir diğerine tam olarak hiçbir zaman çevrilemez.
A
yette geçen “gemi” kelimesi incelendiğinde konu daha iyi anlaşılacaktır. Arapça’da genel anlamda “gemi” kelimesinin karşılığı “el- sefinu” dur. Fakat bu ayette “el-cevari” kelimesi kullanılmıştır. Tercüme edildiğinde bu kelime de gemi olarak meallerde çevrilmektedir. Bu kelime cereyan etmek, akmak anlamına “Cerea” fiilinden türer. Eski Türkçe’de kullanılan “ceryanda (rüzgarda)kalmak da bu kökten gelir. Harfi cer ile kullanılırsa “cereyne” kelimesi de “gemilerin hoş bir rüzgar ile onları alıp götürdüğü..” anlamına gelmektedir. Yine aynı kökten türeyen “cariyetün” kelimesi ise gemi, bulut, rüzgar anlamlarında kullanılmaktadır.
(Kaynak: Kuran’ı Kerim LŞügatı, Timaş Yayınları, syf:121)

http://www.sorgulayanmüslüman.com

Tarık Suresi’nde Meninin Bel ile Kaburgalar Arasından Çıktığı Mı Söylenmektedir?

Bazı ateistler, Tarık Suresi 7. ayette, meninin “bel ile kaburgalar arasından çıktığı”nın ifade edildiğini dile getirmekte; bunun ise meninin testislerde üretildiği bilgisi ile çelişmekte olduğunu söyleyerek, Kuran ve modern bilimin birbiriyle ters düştüğü iddialarını kanıtlamaya çalışmaktadırlar.  Söz konusu iddiayı analiz etmeden önce Tarık Suresi 5-8’e göz atalım:

5. İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın.
6. Atılan bir sıvıdan yaratıldı.
7. Bel ile kaburgalar arasından çıkar.
8. Kuşkusuz O, onu yeniden döndürmeye gücü yetendir. (Tarık 5-8)

Ayetlere dikkatli bakarsak; 5, 6 ve 8. ayetlerde insandan bahsedildiğini göreceğiz. 5. ayette “neden yaratılmış olduğuna bir baksın” denilen insandır. 6. ayette “atılan bir sıvıdan yaratılan” da insandır.  8. ayette “yeniden döndürülme”sinden bahsedilen insandır.  Pek, o zaman 7. ayette “bel ile kaburgalar arasından çıkar” denilenin insan olduğunu düşünmüyoruz? Bizce önceki iki ayette ve sonraki ayette “insan”a atıf yapıldığı için bu ayette de atıf yapılanın “insan” olduğunu düşünmek daha uygundur. Dolayısı ile 7 ayette meniden ziyade, bel ile kaburgalar arasından çıkan şey insandır. Her ne kadar bazı tefsirler bunu bu şekilde anlamış olsa da, bize göre bu anlayışlar hatalıdır. Ayetin hem öncesinde hem de sonrasında “insan”a atıf yapılması, bu dediğimizi desteklemektedir. Ayrıca 7. ayette geçen “çıkar” fiilinin Arapçası  “yahrucu”dur; bu fiilin aynısı 40. sure Mumin Suresi’nin 67. ayetinde “Sonra sizi bebek olarak çıkardı” ifadesinde geçmektedir. Görüldüğü gibi buradaki “çıkmak” ifadesi insanın doğumu için kullanılan fiildir ve insan bebekken bulunduğu bölge herkesin gördüğü gibi “bel ile kaburgaların arası”dır. Bu da “çıkmak” ile insanın doğumunun kastedildiği görüşünü desteklemektedir.

Bizim görüşümüz yukarıdaki gibidir. Fakat ayetten “meni”nin çıkışını anlayanların bir görüşünü de aktararak, siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz:  “Meni bildiğimiz gibi testislerde oluşur. Testisler ise Mesonephrosdan gelişirler. Mesonephros’lar anne karnındayken bebeğin sağ ve sol tarafında bel kemiği ile kaburga kemikleri arasında yer alırlar. Bebek doğmadan önce Mesonephroslar testislere dönüşürler ve inguinal kanal denen kanaldan testis torbasına inerler. Hatta nadir durumlarda bazı çocuklar testisleri aşağı inmeden doğabilirler.Özetlersek, meniyi üreten testisler, ilk aşamada, bel kemiği ile kaburga arasında oluşmakta, sonra aşağıya inmektedirler.”

http://dinicevaplar.com/tarik-suresinde-meninin-bel-ile-kaburgalar-arasindan-ciktigi-mi-soylenmektedir/